top of page

DEPREM BÖLGESİNDE BİTKİSEL ÜRETİM VE ETKİLENME DURUMU

  • Yazarın fotoğrafı: hparca5
    hparca5
  • 5 Nis 2023
  • 5 dakikada okunur

Ülkemizde 6 Şubat 2023’te birincisi saat 04.17’de Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7,7 büyüklüğünde ve ikincisi saat 13.24`te Kahramanmaraş Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde meydana gelen iki deprem can ve mal kaybı bakımından çok ağır bilançolar ortaya çıkarmıştır. Depremin etkili olduğu 10 ilde tarımda bitkisel üretime ilişkin veriler ülke ve bölge sosyo-ekonomik yapısı açısından önemli bilgileri ortaya koymaktadır. Deprem illerinde tarım alanlarının kullanımına ilişkin verilere baktığımızda; tarla bitkileri, bahçe bitkileri ve nadas alanlarını da içine alan toplam tarım alanın 3,8 milyon hektar olduğu görülmektedir. Bu alan Türkiye’nin 23,8 milyon hektar olan toplam tarım alanın % 16’sını oluşturmaktadır. Bölgede en geniş tarım alanı 1,1 milyon hektar ile Şanlıurfa ilindedir. Şanlıurfa’yı Diyarbakır, Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay illeri izlemektedir. Bölge illerinin toplam meyve bahçesi alanı 355 bin hektar ve sebze bahçeleri alanı 109 bin hektardır. Bu alanlar ülkemiz toplam meyveliklerinin yaklaşık %10’u ve sebzeliklerinin de %15’i karşılamaktadır. Ülkemizde 2,9 milyon hektar olan nadas alanı bölge illerinin toplamında 256 bin hektar kadardır. Bu değer, bölge illerinde yılın her döneminde bitkisel üretim yapılabildiğini göstermektedir (Çizelge 1). Deprem illeri ülkemiz tarımının belkemiği sayılabilecek üretim alanlarını oluşturmaktadır.



2022 yılı verilerine göre depremin etkilediği 10 ilde başta buğday, mısır, pamuk, mercimek gibi önemli ürünler olmak üzere toplam tarla bitkilerinin ekim alanı yaklaşık 2,6 milyon hektardır. Bu ekim alanı ülkemiz toplamının (16,5 milyon hektar) %16’sını kaplamaktadır. Bölgede en fazla buğday ekim alanı 292 bin ha ile Şanlıurfa, 276 bin ha ile Diyarbakır,142 bin ha ile Adana ve 140 bin ha ile Kahramanmaraş illerinde yer almaktadır. Deprem Bölgesi illeri, ülkemizin yaklaşık 900 bin ha olan toplam mısır ekim alanın 1/3’ini, 342 bin hektar olan toplam mercimek ekim alanının 1/3 ve 573 bin ha olan toplam pamuk ekim alanının da 4/5’ünü karşılamaktadır (Çizelge 2). En fazla mısır ekim alanı Şanlıurfa (121 bin ha), Adana (86 bin ha), Osmaniye (39 bin ha) ve Kahramanmaraş (27 bin ha) illerinde bulunmaktadır. En fazla pamuk ekim alanı 242 bin hektar ile Şanlıurfa ilindedir. O’nu 82 bin hektar ile Diyarbakır, 45 bin hektar ile Hatay ve 30 bin hektar ile Adana illeri izlemektedir( Çizelge 2).

2022 yılı Türkiye toplam bitkisel üretim miktarı yaklaşık 128 milyon ton olup, bunun 70 milyon tonu tarla bitkilerinden, 31 milyon tonu sebze üretimini ve 26 milyon tonu meyve üretiminden sağlanmaktadır. Deprem bölgesi illerinin toplam bitkisel üretim değeri ise yaklaşık 17 milyon tondur. Bu üretimin 7 milyon tonu tarla bitkilerinden elde edilmektedir. Bölge illerinde gerçekleşen 3,7 milyon ton buğday üretimi ülkemiz toplam üretiminin % 19’nu; 2,8 milyon tonluk mısır üretimi ülkemiz toplam üretiminin % 33’ünü; 291 bin tonluk mercimek üretimi ülkemiz toplam üretiminin % 65’ini ve yaklaşık 2 milyon ton olan Kütlü mamuk üretimi de ülkemiz toplam üretiminin % 73’nü karşılamaktadır (Çizelge 3).

Deprem illerindeki 17 milyon ton olan toplam bitkisel üretiminin 7 milyon tonu meyve üretiminden ve yaklaşık 3 milyon tonu da sebze üretiminden elde edilmektedir. Bu üretimler ülkemiz toplam meyve üretiminin %26’sını ve sebze üretimin %9’unu oluşturmaktadır. Ülkemiz toplam antepfıstığı üretiminin (239 bin ton) %83’ü; kayısı üretiminin (803 bin ton) %53’ü; badem üretiminin(190 bin ton) %34’ü; nar üretiminin (681 bin ton) %31’i bölge illerinden sağlanmaktadır (Çizelge 4).

Ülkemiz toplam turunçgiller (portakal, mandalina, limon, altıntop ve turunç) üretimi 4,7 milyon tondur. Bu üretimin % 57’si Adana, Hatay ve Osmaniye ve Kahramanmaraş illerinden sağlanmaktadır. Ülkemiz mandalina üretimin%78 ve altıntop üretiminin %89’u Adana ve Hatay illerinden karşılanmaktadır (Çizelge 5). Bu veriler illerin yüksek katma değerli bitkisel üretim potansiyelini de ortaya koymaktadır.



Bölge illerinin 2022 yılı toplam sebze üretimi yaklaşık 3 milyon tondur. Bu üretimin 1 milyon tonu karpuz üretiminden karşılanmaktadır. En fazla karpuz üretimi Adana (610 bin ton), Adıyaman (129 bin ton) ve Diyarbakır (112 bin ton) illerinde yapılmaktadır. Bölge illerinin 523 bin ton olan toplam biber üretimi ülkemiz toplam üretiminin %17’sini, 168 bin ton olan patlıcan üretimi toplam patlıcan üretimin %26’sını, bamya üretimi toplam üretimimizin %23’ünü ve kavun üretimi de toplam üretim %30’unu karşılamaktadır (Çizelge 6).


Deprem bölgesi illeri bitkisel üretim açısından ülkemizde büyük öneme sahiptir. Birçok üründe en fazla ekim alanına ve üretim miktarına sahip olup, bu aynı zamanda illerin tarım ekonomisine ve gıda sanayisine de yansımaktadır. Deprem ile birlikte illerde bitkisel üretimde görülen üretim, girdi tedariki, mekanizasyon kullanımı ve işgücü bulma gibi sorunların ivedi olarak çözülmesi gerekmektedir. Bundan hareketle deprem illerinde sürdürülebilir bitkisel üretim ve çiftçilerin tarıma hem ekonomik ve hem de psikolojik olarak tutunabilmesi için yapılması gerekenler şunlardır;


1. Bölgede, bitkisel üretim yapılan meyve - sebze bahçeleri ve tarla sınırlarının karışmış, fay kırıkları nedeniyle farklı genişlik ve derinlikte yarıklar ve tümseklerin oluşmuş, yaşanan doğal felaket toprak ve su kaynaklarının kirlenmesine de neden olmuştur. Bu olumsuzluklar yetmezmiş gibi deprem sonrası yeniden inşa edilecek yapılar için birinci sınıf tarım arazilerinin kullanılması gündeme gelmiştir. Oysa ki ekili alanlar, zeytinlik ve meyve bahçelerinde ortaya çıkan bu yarık ve tümseklerin uygun tesviye yöntemleri ile düzeltilmesi, tahıl ekim alanlarında gübreleme ve ilaçlama ile antepfıstığı – kayısı ve diğer meyve bahçeleri ve zeytinliklerde ilkbahar bakımlarının yapılması olası üretim kayıplarını önleyebilecektir.

2. Örtü altı üretimin yapıldığı sera ve benzeri yapılarda gerekli onarım ve tadilatlar yapılarak yeniden kullanım için hazırlanmalıdır. Ayrıca depremin ortaya çıkardığı molozlar verimli tarım alanları dışına dökülmeli, biyoçeşitlilik bakımından zengin alanlar ve çayır-mer’alar yeni konut inşası için kullanılmamalıdır.

3. Bölge üreticilerinin başta kamu kuruluşları olmak üzere yerel yönetimler, kooperatifler, üretici birlikleri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

4. Çiftçiler, ekimden- hasada kullandıkları traktörlerini, alet-ekipmanlarını da kaybetmiştir. Yazlık ekimlerin yapılacağı bugünlerde ihtiyaç duyulan tarım araçları oluşturulacak makine parkları ile sağlanabilir.

5. Bitkisel üretimin en temel girdisi olan başta “tohumluk”, “fide-fidan” “gübre”, “mazot” vb. satın alınması için TC Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer finans kuruluşları tarafından destek verilmelidir. Üreticilerin bu finans kuruluşlarından sağladığı kredi borçları ve faizleri de yeniden yapılandırılmalıdır.

6. Bitkisel üretime girdi sağlayan gübre, ilaç, tohum, alet-ekipman bayileri, satıcılarının da zararları dikkate alınmalı ve ekonomik açıdan tutunabilirliklerine yönelik destekleme mekanizmaları devreye konulmalıdır.

7. Çiftçilerin özelleştirilmiş elektrik şirketlerine olan yüksek faturalarının ödemeleri de yeniden düzenlenmeli ve faiz borçları silinmeli, tarımsal üretimde kullanılan elektrik fiyatlarında indirim yapılmalıdır. Buradan yola çıkarak kooperatifler temelinde yenilenebilir enerji üretimine de ağırlık verilmesi uygunluk göstermektedir.

8. Deprem bölgesinde öncelikle meyve-sebze ve diğer ürünlerin hasadında gerekli olan işgücünün sağlanması da önemli sorunlardan biridir. Zaten yaşlı olan tarım nüfusu, yerli ve mevsimlik tarım işçilerinin can kayıpları, deprem göçü ve gençlerin tarıma ilgisizliği sorunun çözümünü güçleştirecektir. Bu nedenle tarımsal işgücünü bölgede tutabilmek için yaşam koşulları iyileştirilmeli, sosyal güvenceye kavuşmaları sağlanmalı, bu amaçla bölgedeki tarımsal yatırımlar ve teşvikler artırılmalıdır.

9. Genç nüfusun tarımda kalması için uygulanan Genç Çiftçi Projeleri ve destekleri arttırılmalı ve bu üreticiler için farklı destekleme modelleri oluşturmalıdır.

10. Kısa dönemdeki işgücü ihtiyacını karşılamak için de bölgeye insanca yaşam koşullarını gözeten bir biçimde diğer illerden takviye yapılmalıdır.

11. Depremin zararları karşılanana kadar bölgede üretilen ürünlerin pazarlama ve satışında pozitif ayrımcılık yapılarak üreticilere ekonomik ve sosyal destekler sağlanmalıdır.

12. Üreticilerin gelecek 3 üretim sezonunda olası risklere karşı ürünleri her türlü tarımsal sigorta kapsamına alınmalı ve bu konuda pozitif ayrımcılığa gidilmelidir.

13. İllerdeki tarım topraklarının amaç dışı kullanımına girişilmemeli, amaç dışı kullanım kesinlikle önlenmeli ve sürdürülebilir üretim için toprak ve su kaynaklarının planlı kullanımına özen gösterilmelidir.


Sonuç olarak, bölgenin var olan bitkisel üretim potansiyelinin canlandırılması orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek gıda fiyatlarındaki artışları önleyebilecek, ürünlere ulaşımı kolaylaştıracak, üreticilerin toprağını işlemeye devam etmesini sağlayacak ve ülkemizin gıda güvencesi ve güvenliğine de önemli katkılar sağlayacaktır.


Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



KIRKYOL KIRSAL KALKINMA KOOPERATİFİ


 
 
 

Yorumlar


©2022 by Kırkyol.

bottom of page